İçeriğe atla
Kıbrıs Tüp Bebek Rehberi

Kurgusal içerik: Bu hikaye genel bir örnektir ve gerçek kişi veya olaya atıf yapmamaktadır. Bilgi amaçlıdır.

Z.

Kurgusal Deneyim

Stimülasyon Sürecinde Ultrasonografi Rutinim

"On bir gün boyunca her sabah saat sekizde klinikteydim. Hep aynı ultrason cihazı, hep aynı doktor, hep aynı ses. O on bir gün benim takvimimi unutturdu."

Z.D. 30 yaş
Gaziantep
Stimülasyon süresince ultrasonografi kontrolleri

Tüp bebek tedavime Şubat ayında başladık. İlaç dönemim toplam on bir gün sürdü ve bu on bir günde sekiz kez ultrasona girdim. Bu yoğunluğa hiç hazır değildim. Çoğu kadın bana 'Ultrasona alışırsın' demişti, ama ben süreç boyunca her seferinde aynı tedirginliği yaşadım.

İlk ultrason regimın ikinci günündeydi. 'Baseline ultrason' deniyor buna, başlangıç noktasını saptamak için. Doktor 'Yumurtalıklarınız temiz, kist yok, başlayabiliriz,' dedi. O gün gönlümde bir umut vardı. İğnelere başladım.

Üçüncü gün ilk takip ultrasonu vardı. Saat sekize randevu, saat yedi otuzda klinikteydim. Sekreter beni içeri aldı. Soyundum. Vajinal ultrason cihazı kalktığında hâlâ utanıyordum, oysa ileride çocuk sahibi olmak için bu işin onlarca kez tekrarlanacağını biliyordum. Doktor ekranı gösterdi: 'Sağ yumurtalıkta dört folikül, sol yumurtalıkta üç folikül var. En büyüğü 9 mm. Çok güzel başlamışsın.' İçimden bir 'oh' çekildi.

Dördüncü gün ultrason yoktu. Beşinci gün vardı. Bu sefer 'Sağ yumurtalıkta beş, sol yumurtalıkta dört, en büyüğü 12 mm,' dedi. Bir sevinç yaşadım, ama eve dönerken işyerinde toplantım vardı, geç kaldım, patron kaşlarını çattı. 'Doktor randevum,' dedim, ne dediyse karşılayamadım, çünkü tedavinin detayını anlatmak zorunda hissetmiyordum.

Altıncı gün, sekizinci gün, dokuzuncu gün. Hepsi sabah sekizde. Hepsi aynı muayene odasında. Hepsi aynı doktor. Hepsi aynı sekreter. Bir süre sonra fark ettim ki kliniğin sabah ekibini ben artık tanıyorum. Sekreter bana 'Günaydın Zeynep Hanım' diyor, ben de 'Günaydın Filiz Hanım,' diyorum. Doktor 'Bugün nasılsın?' diye sorduğunda 'Folikül haberi geldikçe iyiyim,' diye cevap veriyorum. O gülümsüyor.

Dokuzuncu gün doktor 'Folikül sayın on dört, en büyüğü 18 mm. Yarın trigger yapacağız, yarından bir gün sonra OPU,' dedi. Trigger iğnesi, yumurta toplama öncesi son ilaçtı. O gece saat tam 23.00'te kendime trigger yaptım, eşim yanımdaydı. Sonraki sabah klinik 'Saat 23.00 onaylı, OPU 11.00 olacak,' diye haber verdi. Tam 36 saat. Bu hassasiyet bana doktorun yıllarca üzerinde çalıştığı bir bilim olduğunu hatırlattı.

Ultrasonların bana öğrettikleri şunlar: Birincisi, ultrason sadece bir görüntüleme aracı değil, bir karar verme aracıdır. Doktor her ultrasonda ilaç dozumu ayarlıyordu. Yumurtalarımın çok hızlı büyüdüğü günler dozu düşürdü, yavaş büyüdüğü günler arttırdı. Bu hassas dengeyi rakamlarla gözle görmek hem etkileyici hem de korkutucuydu.

İkincisi, ultrasonun tedirginlik yaratan tarafı vardı. Her seferinde 'Ya bu sefer hiç gelişme yoksa?' korkusu vardı içimde. Çünkü forumlarda 'Folikülüm büyümedi, siklusum iptal oldu' yazıları okumuştum. Bu yüzden her ultrasona giderken kalbim çarpıyordu. Ekrandaki rakamı görmek bir teselli oluyordu.

Üçüncüsü, ultrasona aç gitmek mi tok gitmek mi? Bu konuyu ilk ultrasondan önce hemşireye sordum. 'Hafif bir kahvaltı yapın, su içmeyin çok, çünkü mesanenizin boş olması daha iyi görüntü verir,' dedi. Çoğu zaman ben sabah aç gittim, dönüşte kafede bir şey yedim.

Dördüncüsü, ultrasonun maliyet boyutu. Her ultrason ekstra bir ücretti. Sekiz ultrason demek sekiz kez ücret demekti. Bunu paket fiyatına dahil ettiren klinikler var, ettirmeyenler var. Benim kliniğim dahil ediyordu, bu rahatlatıcıydı. Klinik seçerken bu detayı sormak öneriyorum.

Beşincisi, ultrasona eşinizle gitmek konusu. Eşim ilk üçüne benimle geldi, sonra atölyeye dönmesi gerekti. İçimde 'Yanımda olsa iyi olurdu' diye bir his vardı, ama ekonomik olarak iş kaybı kabul edilemezdi.

Altıncısı, ultrason sırasında sorularınızı saklamayın. Folikül sayım kaç? En büyüğü kaç mm? Endometriyum kalınlığım kaç? Bu rakamları yazıyor muyum bir yere? Ben bir not defteri yapıp her ultrasonda yazdım. Sonradan baktığımda yumurtalarımın gelişim grafiğini gördüm.

Yedincisi, ultrasonografi rutini bir 'ritim' yaratıyor. Hayatınızın merkezi sabah sekiz oluyor. Diğer her şey buna göre planlanıyor. Bu ritim biraz boğucu olabiliyor, ama aynı zamanda 'her gün bir adım ileri' duygusu veriyor.

Sonuçta benim siklusum başarılı oldu. Yumurta toplamada on iki yumurta alındı, sekiz embriyo gelişti, üçü blastosist oldu, biri transfer edildi. Beta pozitif geldi, şu an gebeliğimin yedinci haftasındayım.

O sekiz ultrasonun her birini hâlâ hatırlıyorum. Ekranda büyüyen folikülleri, doktorumun rakamları, sekreterin gülümsemesini. Bir gün çocuğuma 'Sen bana sabah sekizlerde ultrason ekranında göründün' diyebilirim.

Kişisel deneyim

Bu yazı hasta deneyimidir; tedavi süreçleri, başarı oranları ve protokoller kişiden kişiye farklılık gösterir. Kişisel değerlendirme için bir sağlık uzmanına danışın.

Sorunuz mu var?

Siz de kendi durumunuzu sorun.

Editöryal kurul, kişisel sorularınızı 12 saat içinde ücretsiz yanıtlar.

Formu aç

GynoLife IVF International

Şimdi çevrimiçi

GynoLife IVF International

Merhaba! 👋 Tüp bebek süreci, maliyet ve tedavi seçenekleri hakkında sorularınızı hemen yanıtlayabiliriz.

şimdi ✓✓
Sohbete başla

Partner klinik · KVKK kapsamında yalnızca talebiniz için kullanılır