Otuz bir yaşımda ilk IVF ile gebe kalmıştım. Oğlum otuz dokuzuncu haftada sezaryenle doğdu çünkü makat gelişti. Ameliyat sorunsuzdu, sütten kesilinceye kadar bir buçuk yıl emzirdim. İkinci çocuk için hazırlanırken yine IVF düşündük çünkü tüpüm tek açıktı ve eşimin spermiyogramı sınırdaydı.
Otuz beş yaşımda kontrole gittiğimde kadın-doğum uzmanım rahim ağzı taramasında bir anormallik gördü ve histeroskopi önerdi. O zamana kadar isthmocele diye bir şey duymamıştım. Bana anlattı: sezaryen skarında rahmin alt kısmında bir çöküntü oluşabiliyor, niş yahut isthmocele deniyor. İçinde kan birikebiliyor, lekelenmeye, kronik pelvik ağrıya, sekonder infertiliteye ve IVF'te düşük implantasyon oranlarına neden olabiliyor.
MR'da nişin derinliği 7 mm, üstteki miyometriyum sadece 2.3 mm'ydi. Doktor bu durumda histeroskopik rezeksiyon ile düzeltmemiz gerektiğini söyledi. Aksi halde hem IVF başarısı düşük olacak hem de gebelikte rahim rüptürü riski artacaktı.
Histeroskopik rezeksiyon işlemi kısa sürdü, günü birliktim. Sonrasında iki hafta lekelenme oldu. Altı hafta sonra kontrol histeroskopi yapıldı: niş küçülmüştü, miyometriyum kalınlığı 6.2 mm'ye çıkmıştı. Artık IVF için hazırdım.
Kısa antagonist protokolde dokuz gün iğne yaptım. OPU'da on yumurta toplandı, sekizi olgundu. ICSI ile yedisi döllendi, dört blastosit elde edildi. Bu seferkileri PGT-A yaptırmadık çünkü yaşım hâlâ makul sayılırdı ve ilk IVF'te sorunsuz gebe kalmıştım. İki blastosit donduruldu, biri taze transfer edildi ama beta negatif geldi.
Üç ay sonra ikinci bir donmuş transfer yaptık. Bu kez endometriyum hazırlığında doktorum nişin içine sıvı birikmemesi için özel dikkat etti, ultrason eşliğinde transfer yapıldı. Beta hCG 180 geldi. Şu anda yirmi sekizinci haftadayım, obstetri ekibi beni iki haftada bir izliyor. Sezaryen skarı dikkatli takip ediliyor, çünkü önceki sezaryen üstü gebeliklerde plasenta akreta ve rüptür riski biraz daha yüksek.
Birinci sezaryenden sonra ikinci gebelik isteyen kadınlara şunu söylemek isterim: sezaryen sonrası düzenli olarak rahim değerlendirmesi yaptırın. Adet sonrası uzayan lekelenme, pelvik ağrı, sekonder kısırlık varsa isthmocele düşünün. Doğru tedavi ile düzeltilebilir ve ikinci gebelik güvenli hale getirilebilir.
Isthmocele hakkında bilmeyenlere detay: literatürde niş, defect, uterin cerrahi defekt gibi isimlerle de geçiyor. Prevalansı sezaryenli kadınlarda %20-70 arası raporlanıyor (tanı yöntemine göre değişiyor). Klasik semptomlar postmenstrüel lekelenme, dismenore (adet ağrısı), disparauni, sekonder infertilite ve gebelikte skar komplikasyonları. Tanı için transvaginal ultrason ilk aşama, sonra histerosonografi (salin infüzyon) veya histeroskopi. MR daha detay veriyor ama her zaman gerekli değil.
Tedavi seçenekleri: derinlik 5 mm'nin altında ve semptom yoksa izlem yeterli. Derinlik arttıkça veya semptom varsa histeroskopik rezeksiyon (nişin alt kenarını düzleştirmek) uygulanabilir. Üst miyometriyum 3 mm'nin altında ise laparoskopik tamir önerilir çünkü histeroskopide perforasyon riski vardır. Benim durumda üst miyometriyum 2.3 mm olduğu için sınırdaydı, cerrah ultrason eşliğinde çok dikkatli rezeksiyon yaptı.
IVF öncesi değerlendirme: IVF uzmanınıza önceki sezaryeniz hakkında bilgi verin. Eğer sezaryen sonrası niş varsa hem embriyo transfer pozisyonu hem de gebelik yerinin takibi farklı olacak. Benim transferimde embriyo blastositin altına, nişin üzerine yerleştirilmedi, daha yukarıya doğru bırakıldı. Erken gebelikte de sezaryen skar gebeliği (CSP) riski izlendi, ilk transvaginal ultrasonda gebeliğin rahim içinde üst kısımda olduğu doğrulandı.
İkinci sezaryen planı: üst miyometriyum hâlâ incelmiş. Doğum sırasında uterin rüptür riskini minimize etmek için 38 hafta 5 günde planlı sezaryen. Sezaryen sırasında cerrahım nişi aynı anda düzeltecek, ikinci çocuğumdan sonra rahim duvarı daha sağlam olacak. Üçüncü çocuk planımız şu an yok ama olursa zaten bu tamir üzerine olacaktı.