Otuz yedi yaşındaydım, iki yıldır denediğimiz halde gebe kalamamıştık. Doktorumuz bir rutin ultrasonda rahmimde birkaç myom tespit etti. Ultrasona uzanmış bakıyordum ekrana, doktor usulca küçük işaretler koyuyordu: burada bir tane, burada bir tane, burada bir tane. Üç tane saydım, sonra dördüncüyü gördüm, doktor beşincisini gösterdi. Hepsi farklı boyutlarda ve farklı konumlarda. En büyüğü dört buçuk santim civarında, submukozaldı, yani rahim içine doğru büyüyen bir myomdu. Diğerleri daha küçük ve kas tabakasında kalıyordu.
O gün klinikten çıkarken kafamda bir sürü soru vardı. Myomlarım olduğunu biliyor muydum? Evet, tahmin ediyordum, ağrılarım oluyordu, bazı aylar daha çok kanıyordum. Ama bu kadar çok myom olduğunu, içlerinden birinin rahim içine bakar konumda olduğunu bilmiyordum. Doktor bana iki ihtimal sundu. Bir ihtimalde direkt IVF sürecine girebilirdik; submukozal myom embriyonun yerleşmesine engel olabilirdi ama bazı hastalarda da sorun çıkarmadan devam edebilirdi. İkinci ihtimal, önce myomektomi yapıp sonra bir toparlanma süreci sonunda IVF'e geçmekti.
Eşimle eve dönerken ben sessizdim. Bir yanda yaşım vardı, vakit kaybetmek istemiyordum. Bir yanda da sağlıklı bir rahimde süreci başlatmanın önemi. İkinci görüş için başka bir kadın doğum uzmanına gittim. Onun söylediği şey bana sağlam bir çerçeve sundu: Submukozal myomun yeri ve boyutu göz önüne alındığında, çıkarılmasının IVF başarı oranını artıracağını söyledi. Diğer myomlar kas tabakasında kaldığı için onlara dokunmak gerekmeyebilirdi.
Karar aldık: Önce histeroskopik myomektomi. Histeroskopik yöntem, rahim içine bir kamera ve araçlarla girerek myomu çıkarmayı sağlayan bir yöntem. Karın ameliyatı değildi, iyileşme süresi daha kısaydı. Ameliyat günü sabahım tipik bir ameliyat sabahı gibiydi: aç kalmak, damar yolu açılması, narkoz, kısa bir süre. Ameliyat yaklaşık kırk dakika sürdü, komplikasyon olmadı. Öğleden sonra taburcu oldum.
Doktor bana rahim içini tekrar değerlendirmek için üç ay beklememizi önerdi. Bu üç ay benim için zorlu olmaya başladı çünkü takvim kafamda tıkır tıkır işliyordu: Otuz yedi buçuk yaşında IVF'e başlayacaktım, otuz sekizi bitirecektim muhtemelen. Doğurganlık grafiğim bu üç ayda iyileşmese de en azından kötüleşmemişti, kendime bunu söylüyordum.
Üç ay sonra kontrol histeroskopisi yapıldı. Rahim içi temiz, myom gitmişti, yara yeri iyi iyileşmişti. Diğer myomlar yerinde duruyordu ama konumları embriyonun yerleşeceği alana zarar vermiyordu. Doktor onları takip altında tutmayı, IVF'e başlamayı önerdi.
Stimülasyon protokolümüz standart bir antagonist protokolüydü. Ben otuz sekize yaklaşmış bir kadın olarak makul bir yanıt verdim: on folikül geldi, sekiz yumurta toplandı, altısı olgundu, dört tanesi döllendi, ikisi blastokist aşamasına ulaştı. Bir tanesini transfer ettik, birini dondurduk.
Transfer günü doktor bana rahim içinin çok iyi göründüğünü söyledi. Endometriyumum sekiz milimetreydi, üç çizgili görüntü düzgündü. Bu bilgiler bana moral verdi. O an düşündüm: Myomektomi kararı doğruymuş.
Beta pozitif geldi. İlk ultrasonda yedinci haftada kalp atışı gördük. Gebelik süresince diğer myomları düzenli olarak takip ettik. Birkaç tanesi gebelikle birlikte biraz büyüdü ama hiçbiri ciddi bir sorun yaratmadı. Otuz yedi yaşında bir gebelik olduğum için yüksek risk takibi altındaydım zaten.
Otuz dokuzuncu haftada normal vajinal doğumla kızımız dünyaya geldi. Doğum süresi uzundu ama komplikasyon olmadı. Doğumdan sonraki altıncı ayda myomların kontrolünü yaptık; bazıları biraz küçülmüştü, bazıları aynı kalmıştı. Onları hâlâ yılda bir takip ediyoruz.
Myomlu bir rahimle IVF sürecine bakan kadınlara söyleyebileceklerim: Myomun türü (submukozal, intramural, subserozal), boyutu ve konumu kararın en önemli belirleyicileri. Submukozal myomlar rahim içine girdiği için genelde çıkarılmaları önerilir. Kas tabakası içindeki küçük myomlar bazen dokunulmadan bırakılabilir. Her hastanın durumu farklı; bir görüşle yetinmek yerine ikinci bir görüş almak çok değerli olabilir. Myomektomi sonrası toparlanma süresini ihmal etmeyin; rahimin iyileşmesi için zaman gerekiyor. Ve unutmayın, cerrahi bir müdahale bile olsa, bu süreç sizin bedeninize bir yatırımdır. Acele karar vermeyin, bilgi toplayın, kendi iç sesinizi dinleyin.