25 yaşımda memede ele gelen bir kitle nedeniyle doktora gittim. Kendi kendime yaptığım muayenede fark etmiştim, sol memenin üst dış kadranında iki santim kadar sert bir alan. Meme ultrasonunda şüpheli görüldü, mamografi ve biyopsi istendi. Biyopsi pozitif geldi; hormon pozitif (ER+/PR+), HER2 negatif, Ki-67 yüksek invaziv duktal karsinom, grade 3. Tanı duyduğumda annem yanımdaydı, o ağladı, ben hiçbir şey hissetmedim; sanki konu başka biri gibiydi. Cerrahi planlanırken medikal onkolog kemoterapi gerekeceğini söyledi; nodal tutulum şüphesi vardı, neoadjuvan tedavi planlandı. O gün kalbim duracak gibi oldu. 'Çocuğum olmadı henüz' dedim, sesim çıkmadı. 'İlerde çocuk ister miyim, bilmiyorum ama kaybetmek istemiyorum.' Doktor durdu, bir sonraki toplantıya üreme endokrinologu da çağırdı. Onkofertilite terimini o gün duydum ve bu kelimenin bana uzun yıllar bir 'pencere' olduğunu öğrenecektim.
Kemoterapi başlamadan önce yumurta dondurma kararı aldım. Vakit yoktu, iki hafta sonra tedaviye başlanması gerekiyordu. Rastgele başlangıç (random start) protokolü ile hemen stimülasyona girdik; adet döneminin hangi gününde olursam olayım başlanabiliyordu çünkü klasik 2-3. gün başlangıcı beklemek zaman kaybıydı. Meme kanseri hormon pozitif olduğu için letrozol 5 mg + gonadotropin 187 IU kombinasyonu kullanıldı; östradiol seviyelerini kontrol altında tutmak içindi. Standart stimülasyonda östradiol 3000-4000'e çıkabilir, bu hormon duyarlı tümör için risklidir; letrozol eşliğinde zirve östradiol 800-900 civarında kaldı. Tetikleyici olarak GnRH agonisti kullanıldı, OHSS riski sıfıra yaklaştı. İki haftada on iki yumurta toplandı, dokuzu olgundu. Vitrifikasyon ile dondurdular. Bir hafta içinde kemoterapi başladı; sıkıntılı ama koordine bir süreçti.
Altı kür kemoterapi (AC-T protokolü), sonra meme koruyucu cerrahi ve aksiller lenf nodu örneklemesi, ardından radyoterapi, ve hormon pozitif olduğum için beş yıl tamoksifen. O beş yıl boyunca gebelik yasaktı çünkü tamoksifen teratojenikti. Saçımı kaybetmek (iki kez; kemo sonrası geri gelip tamoksifen süresinde tekrar incelmesi), meme cerrahisi (lumpektomi ve sonrası rekonstrüktif küçültme), ruh hali dalgalanmaları, eklem ağrıları, erken menopoz belirtileri (sıcak basmaları, kilo alımı) hayatımı dönüştürdü. Onkoloji psikologuyla iki yıl görüştüm. Evlendim; eşimle tedavi sırasında tanışmıştım, süreci baştan biliyordu ve her zaman yanımdaydı. Düğün fotoğraflarında saçım kısa çıkıyor ve bu fotoğraflar bana en değerli anlarımdır. Tamoksifen tamamlandıktan sonra onkoloji onayı geldi; altı ay bekleme süresi istediler (hormon temizlensin diye) ardından 'gebelik için güvenli' dediler.
32 yaşıma gelmiştim. AMH'm 0,6 ng/ml'ye düşmüştü, tahmin edilebilir bir durum; kemoterapi over rezervini ciddi biçimde azaltır. Doğal gebelik şansı düşüktü ve zaten zaman kaybetme lüksüm yoktu; onkoloji beş yıl sonra yeniden rekürrens taraması için yakın takipteydi. Dondurulmuş yumurtalarım umudumdu ve o günkü 25 yaşındaki 'ben'e minnet duyuyordum. Dokuz yumurtadan yedisi çözüldü, altısı sağlam kaldı, eşimin spermiyle ICSI yapıldı. Dördü döllendi, ikisi blastosiste ulaştı. Diğer ikisi üçüncü-dördüncü günde arrest oldu. Endometrium hazırlığı standart östrojen-progesteron protokolü ile yapıldı; yüksek östrojen dozu meme kanseri hikâyesi nedeniyle onkoloji konsültasyonuyla onaylandı. Endometrium 8,5 mm'ye ulaştı, tek embriyo transferi yapıldı. Diğer embriyo ileride ikinci bir gebelik için dondurulu kaldı.
Beta hCG 82 geldi, ikincisi 189, üçüncüsü 410. İkiye katlanma güzel. Kalp atışını yedinci haftada duyduğumuzda eşim 'onları yedi yıl önce dondurduğun o gün bugün için var olmuşmuş' dedi. Gebeliğim meme cerrahisi ve radyoterapi sonrası olduğu için memelerimin birinde süt üretimi zaten mümkün değildi; tek memeden emzirme çalışmasını 36. haftadan itibaren planladık ve laktasyon danışmanı ile görüştüm. Tekli emzirme mümkündü ama üretim yarı yarıyaydı, formül desteği gerekebileceği önceden kabul edildi. 38. haftada sezaryenle kızım 3.050 gram doğdu.
Gebelik sonrası meme kontrolüm MRI ile yapılıyor; hâlâ her altı ayda bir onkoloji takibindeyim. İki yıl yaşla sonra belki ikinci çocuk için tek dondurulmuş embriyomu kullanmayı düşünüyoruz, ama önce onkoloji onayı.
Onkoloji tanısı alan genç kadınlara söylemek istiyorum; hekimlerinize fertiliteyi sorun. Zaman baskısı olsa bile bazen bir hafta bulunabiliyor ve o bir hafta hayatınızın geri kalanını değiştirebilir. Yumurta dondurma, embriyo dondurma, over dokusu dondurma gibi seçenekler var; vaka bazlı değerlendirilmeli. Ben kanserden kurtuldum ve dondurduğum yumurtalarla anne oldum. Bazı günler kızımı kucaklayıp o yirmi beş yaşındaki 'ben'e sessizce 'teşekkür ederim' diyorum. Hayatın ikinci şansını yaşıyorum ve bu şans korkunç bir tanıdan doğdu.