Otuz yaşımdaydım, eşim otuz üç. Bir yıl deneme sonrası jinekolog bizi inceledi: benim tüplerimden sol tarafı tıkalıydı (muhtemelen genç yaşta geçirdiğim bir pelvik enfeksiyon sonrası) ve eşimin sperm morfolojisi sınırdaydı (%2). Laparoskopi ile tüpü açmayı düşündük ama doktor IVF'i önerdi: "Sen genç, AMH 3.5, tek siklusta başarı şansın çok iyi, yakın tüp operasyonu yerine doğrudan IVF git, zamanı boşuna harcama."
İlk IVF otuz yaşımda oldu. Antagonist protokol, sekiz gün iğne, on iki yumurta, sekiz olgun, altı döllendi, üç blastosit. PGT-A yapmadık çünkü yaş genç, blastositler iyi. İki embriyo transfer edildi (ikizlik riski göze alındı), bir blastosit donduruldu. On iki gün sonra beta negatif. Ben böyle bir şeyi beklemiyordum.
O an bana tuhaf geldi, genç bir kadın, hormonal olarak sağlıklı, iyi bir başlangıç ve sonuç negatif. "Neden?" sorusu büyüktü. Doktorumuzla kapsamlı değerlendirme yaptık. Tetkikleri yenileyince kalan öploid olan blastositimiz vardı (PGT-A sonradan yaptırıldığı ve öploid çıktığı için biri atıldı diye düşünmedik), histeroskopi yapıldı ve ince bir endometriyal yapışıklık görüldü. Küçük bir bandı açtılar. Üç aylık moladan sonra donmuş transfer planladık.
Bu arada ben de bazı değişiklikler yaptım: işte aldığım stresi azalttım, bir psikologla haftalık görüşmelere başladım, akupunkturcuya haftada bir gittim, beslenmeye daha özen gösterdim. Kilo kaybettim (3 kg), egzersiz rutini kurdum.
Donmuş embriyo transferinde endometriyumum 9 mm, progesteron düzeyim yeterliydi. Tek blastosit aktarıldı, tam beş günlük. Transfer sonrası hayatıma normal devam ettim, yataktan kalkmadığım bir hafta diye bir şey yoktu. İşe gittim, yürüdüm, dengeli yedim. Sadece ağır spor yapmadım ve aşırı sıcak olan yerlere (sauna gibi) girmedim.
Beta hCG 195. Gebeliğim on birinci haftadan itibaren NIPT ile takip edildi, düşük risk, sağlıklı. Kırk haftaya kadar sorunsuz gitti ve normal doğumla kızımızı kucağımıza aldık.
Birinci denemede olmayan, ikinci denemede olan biri olarak şunu söylemek isterim: birinci negatif sonuç yolculuğun sonu değil. Birçok genç kadında ilk deneme başarısız olabiliyor. Hormonal yanıt, embriyo kalitesi, endometriyal reseptivite ve birçok değişken birbiriyle denklemde. Birinci denemede bir şeyler öğrenirsiniz. İkinci denemede daha bilgili gelirsiniz. Histeroskopi önemli bir adımdı bizim için. Psikolojik dayanıklılık eşim ile birlikte gelişti.
Genç olduğum için kırklı yaşlardaki kadınlarla kendimi kıyaslamak yanlış hissettiriyordu. Genç yaşta IVF aynı zamanda farklı bir yalnızlıktır, çünkü çevrenizde sizin yaşınızda IVF yapan kimse olmaz. Forumlar, destek grupları, psikoterapi çok işe yaradı. Şu an kızım 14 aylık ve ikinci bebeğimizi hâlâ donmuş bir embriyomuzla bekleyebiliriz.
Genç yaşta IVF'in özel zorlukları: arkadaşlarım doğal yolla hamile kalıyor, ben ise iğneler vuruyorum. Kimseye söyleyemiyorsun, utanç gibi bir duygu sarıyor. Otuz yaşında kısır damgasıyla yaşamak zor. Ama kısır bir kadın değilim, sadece bir üreme sorunu yaşadım ve tıbbi destek aldım. Bu zihin değişimini psikolojik destekle yaptım.
Tıbbi bakış: tek taraflı tüp tıkanıklığı doğal gebelik şansını yarıya indiriyor. Eşimin sperm morfolojisi %2 (Kruger kriterleri) borderline teratospermi. İkisinin birlikte olması gebeliği çok zorlaştırıyordu. IVF ile ICSI her iki sorunu aşan bir teknik: yumurta direkt laboratuvara alınır (tüp ihtiyacı kalmaz), iyi seçilmiş bir sperm yumurtaya direkt enjekte edilir (morfoloji sorunu etkisi azalır).
Histeroskopi hakkında: ince bir kameranın vajen ve serviks yoluyla rahim içine sokulması. Genel anestezi altında yapılır, yaklaşık 15-20 dakika sürer. İyatrojenik yapışıklıklar (Asherman sendromu), poliplér, miyomlar, uterin septum gibi bulgular hem teşhis hem tedavi edilir. Benim durumda küçük bir yapışıklık bandı vardı (belki önceki IVF'in transfer sonrası bir inflamatuar yanıtı) ve rezeksiyonla açıldı. Histeroskopi IVF başarısızlığında altın standart tetkiklerden.
Yaşam tarzı iyileştirmeleri gerçekten fark yaratır mı: bilimsel kanıt net değil ama pek çok çalışma kilo kaybının (VKİ 30+'tan düşürmek), sigarayı bırakmanın, orta yoğunlukta egzersizin, dengeli beslenmenin IVF başarısını artırabileceğini gösteriyor. Ben aşırı kilolu değildim ama zaten dengeli bir yaşama doğru değiştirdim, bu hem genel sağlığıma hem de yaşam kalitem için iyi oldu.
Zaman ve enerji yönetimi: IVF süreci yoğun bir dönemdi. İğneler günde iki kez, ultrasonlar her 2-3 günde bir, kan testleri, iş toplantıları, seyahat. Şirketimde insan kaynaklarıyla konuştum ve iki haftalık esnek çalışma düzenlemesi aldım. Bu benim için büyük bir kolaylık oldu. Türkiye'de IVF için legal bir izin hakkı maalesef yok ama iyi bir işveren ile konuşursanız esneklik olabilir.
Partner desteği: eşim stimülasyon boyunca her gece bana iğne yaptı. Erkekler bu süreçte duygusal olarak dışlanmış hissedebiliyor, çünkü tüm odak kadın. Çift terapisine gittik ve birbirimizin ihtiyaçlarını ifade etmek öğrendik.