Tedaviye 2021'de başladık, pandemi henüz tamamen bitmemişti. Eskişehir'de yaşıyoruz, ben özel bir okulda öğretmenim, eşim üniversitede araştırma görevlisi. Tüp bebek için Ankara'daki bir merkezi seçtik. İlk randevumuz da yarı online yarı yüz yüze oldu: doktorla ilk konuşmamız videodan, sonra muayene için iki gün Ankara'ya gittik.
Doktorumuz, hastalarına bir aplikasyon kullandırıyordu. İlaç saatleri için bildirim, ultrason raporlarını yükleyebileceğimiz bir alan, ve haftada bir 15 dakikalık videolu görüşme. Stimülasyon başladığında, folikül kontrolünü Eskişehir'deki bir kadın doğum doktoruyla yaptık, raporları aplikasyona yükledim. Her iki gün bir, kısa metin yazışmaları olduk; haftada bir kez kameralı konuşma. Üçüncü kontrol gününde, doktor 'dozu artırmamız gerek, şu kutuları al' diye yazıyordu, ben de aynı saatte eczaneye gidiyordum.
Bu sistem benim için çok şey değiştirdi. Önceki yıllarda annem, iki kez tüp bebek tedavisi gördü. Ben yedi-sekiz yaşımdaydım. Hatırladığım her şey hastane bekleme salonu, yorgun yüzler, dakikalarca süren randevular. Ben aynı şeyi yaşamak istemiyordum. Online takip bana yorgun olmadan tedavi olmayı öğretti.
Elbette her şey ekrana taşınamaz. Yumurta toplama, transfer ve embriyo transferi öncesindeki değerlendirme için Ankara'ya gittim. Toplam dört kez Ankara seyahati ettim ve her seferinde sadece iki gün kaldım. Eşim sadece yumurta toplama gününe geldi.
Yumurta toplama sonrası, hafif OHSS başlangıcı oldu. Karnım şişti, soluk almakta zorlandım. O sabah doktoruma kameradan bağlandım, beni anında görmesi, derhal yerel bir hastaneye yönlendirmesi, kısa süre içinde değerlendirilmemi sağladı. Yatırılmadım, ama iki gün serum tedavisi aldım. Eğer doktoruma erişmek için saatlerce telefonda beklemem gerekseydi, durum daha kötü olabilirdi.
Transfer iki ay sonra dondurulmuş embriyoyla yapıldı. Beta sürecini, evimde, mutfak masamda, iki haftada üç defa kameradan konuşarak yaşadım. Pozitif geldiğinde doktorum kameranın diğer ucunda alkışladı. Bu görüntüyü asla unutmayacağım.
Oğlum şu an 22 aylık, koşuyor. Doktorumla hâlâ aynı aplikasyondan iletişim halindeyiz; ikinci çocuk için ne zaman hazır olacağımı planlıyoruz. Telesağlık ile yürüyen bir tüp bebek süreci, çoğu kişiye 'soğuk' gelebilir. Benim için tam tersi oldu: kameradan gördüğüm doktor, ben hasta gibi değil insan gibi hissettiren biriydi. Çünkü ona kendi mutfağımdan, çamaşır makinesi sesleri arasında, bazen geceleyin pijamamla bağlanıyordum. Tıp dilinin formalitesi azaldıkça, gerçek soruları sorabildim. Bence bu, tüp bebek tedavisinin geleceğine dair önemli bir kapı.
Telesağlık ile uzaktan tüp bebek takibini düşünenlere birkaç pratik tavsiye: birincisi, yerel bir kadın doğum hocasıyla baştan anlaşın, çünkü ultrason ve kan testleri için gerçek bir doktora ihtiyacınız olacak. İkincisi, doktorunuza WhatsApp veya kullanılan aplikasyon üzerinden günlük raporlar göndermeye hazır olun, çünkü iletişim sıklığı çok arttığında bile, fiziksel mesafe nedeniyle her detayın paylaşılması gerekir. Üçüncüsü, kritik aşamaları (yumurta toplama, transfer) yüz yüze yapacağınız tarihleri baştan netleştirin ve seyahat lojistiğini önceden planlayın. Dördüncüsü, telesağlık her klinik için uygun değildir; doktorunuzun bu modeli daha önce kullanıp kullanmadığını sorun. Bence pandemi sonrasında telesağlık, tüp bebek dünyasında hibrit bir model olarak yerleşiyor; tıbbın insan tarafıyla, hastaların gerçek hayatlarını kesiştiren bir köprü.