İçeriğe atla
Kıbrıs Tüp Bebek Rehberi

Kurgusal içerik: Bu hikaye genel bir örnektir ve gerçek kişi veya olaya atıf yapmamaktadır. Bilgi amaçlıdır.

B.

Kurgusal Deneyim

Partner Olarak Süreç: Bir Erkeğin IVF Yolculuğu

"Eşim IVF süreci yaşarken ben partneri olarak neler hissettim, nasıl destek oldum, kendi duygularımla nasıl başa çıktım? Bu süreci erkek gözünden anlatıyorum."

B.O. 34 yaş
İstanbul
IVF sürecinde partner olarak rol, destek, kendi kaygıları, spermiyogram ve toplama günü yaşadıkları

Bu hikayeyi yazacağımı düşünmezdim. Çoğu IVF hikayesi kadınların ağzından yazılır ve bu çok doğaldır — süreç onların bedeninde gerçekleşir. Ama eşimin IVF yolculuğunda ben de bir yerdeydim. Belki daha az görünür, belki daha sessiz, ama oradaydım.

Başlangıç, biz bir yıldır gebe kalamayınca yaptığımız başvuru oldu. 33 yaşındaydım, eşim 32. İlk değerlendirmede doktor her iki taraf için test istedi: Eşim için ultrason ve hormon paneli, benim için spermiyogram.

Spermiyogram vermek benim için beklemediğim kadar stresli oldu. Kliniğin "toplama odasına" girmek, süreyi doldurmak, orada kimse olmamasına rağmen sanki tüm bina seni izliyormuş hissiyle bir şey yapmak... Ve en önemlisi, "Ya kötü çıkarsa?" sorusu. İlk spermiyogramım: hacim 2.4 mL, konsantrasyon 18 milyon/mL, hareketlilik %36, morfoloji %3. Kruger strict kriterine göre teratozoospermi — morfoloji sınırın altında. Gerisi sınır içinde ama kritik değildi.

Doktor sakin bir tonla, "İkinci bir analiz yapalım, belki günlük varyasyondur" dedi. İki hafta sonra ikinci test: bu sefer morfoloji %4 (sınırda), diğer parametreler benzerdi. "Hafif erkek faktörü" etiketi koydu. "IUI ile deneyebiliriz, olmazsa ICSI ile IVF" dedi.

O geceden itibaren içimde tuhaf bir baskı hissetmeye başladım. Eşim normal konuşuyor gibi, ama ben kendimi küçük görüyordum. "Benim yüzümden" diye sessizce düşünüyordum. Günler geçtikçe bu düşünce büyüdü. Ona söylemedim çünkü ona yük olmak istemedim.

Tam bu sırada bir arkadaşımla — aynı süreçte olan bir erkekle — konuştum. Bana, "Bu his normal. Ama konuşmazsan daha da büyür" dedi. Eşime o akşam söyledim. Şaşırmadı. "Seni böyle hissettiğin için biliyordum" dedi. Konuştuk uzun uzun. Bu konuşmadan sonra yükü paylaşınca daha hafif hissettim.

IUI'lerimiz oldu — iki tane, ikisi de başarısızdı. IVF/ICSI'ye geçtik.

Stimülasyon dönemi bana en sıra dışı olan kısımdı. Eşim günde 2-3 iğne yapıyordu kendisine. İlk gece birini ben yaptım — ellerim titriyordu. İğne batmaktan korkmuyordum, ama ona bir şey yapacak olmaktan çekiniyordum. Sonraki günlerde daha rahat oldu. Akşamları yemek yapmak, dietine uygun yemek hazırlamak, ona olumlu söz söylemek — bunlar benim görevlerim oldu.

OPU günü beni çok zorladı. Kliniğe erken gittik. Beni bekleme odasına aldılar. Ben ayrı bir odaya girdim — sperm vermek için. Eşim anestezi altındayken. Bunu hiç beklemiyordum — bana sadece sperm vermem gerekiyormuş gibi geliyordu süreç başlangıcında. Ama o an o odada, eşim ameliyatta, ben bir şey yapmam gereken hissini unutamam. Bir buçuk saat sonra eşimin yanına alındım. O uyanmış ama hâlâ grogiydi. Gülümsedi. "Nasıl geçti?" diye sordum. "Bilmem" dedi, "ama sen varsın" dedi.

Yumurta toplama günü laboratuvarın sonucu: 12 yumurta, 10 olgun, 8 döllenmiş. "ICSI ile güzel sonuç" dedi embriyolog. İkimiz gülümsedik. O an benim için büyük rahatlama oldu — benim katkımın da bir işe yaradığı hissi.

Transfer günü ben eşimin yanında odada durdum. Elini tuttum. Ekranda embriyoyu gördük, rahime yerleştirildi. On dakika sonra çıktık. O gün güzel bir gündü — sakin, umutlu.

2 haftalık bekleyişte eşim eve döndü işinde. Ben de çalışıyordum, ama her iki dakikada bir telefona bakıyordum. "Bugün nasılsın?" mesajları ardışıktı. Ben, "Sorma" diye cevap almaya başladım bir hafta sonra. Onu daha az rahatsız etmeye özen gösterdim.

Beta-hCG günü iş yerindeydim. Saat 13'te eşim mesaj attı: "Pozitif." Sadece bu. Odamdan çıktım, koridorda bir süre durdum. Anneme aradım, ağladım. O zaman anladım, bu süreçte sessiz sessiz birikmiş ne kadar gerilim olduğunu.

Şimdi oğlumuz 2 aylık. Bana en çok sorulan soru, "IVF zor muydu?" oluyor. Cevabım şu: Benim için zor olan, kendimi süreçte bir kenarda hissetmekti. Yapacak bir şeyin olmadığı o süreler. Ama sonra fark ettim — benim işim "yapmak" değil, "orada olmak"tı. Bazen sadece yan durmak.

Partnerlere ve erkeklere söylemek istediklerim:

  • Sperm testini ciddiye alın. Stresli ama gerekli. Sonuçlar kötü olsa bile yönetilebilir.
  • Kendi duygularınızı bastırmayın. Suçluluk, çaresizlik, endişe — bunlar normal. Konuşun.
  • Küçük şeyler önemli: Yemek, enjeksiyon, randevuya götürme, kitap okuma, film izleme. Rutin bir destek.
  • Psikolog desteği sadece eşiniz için değil. Gerekirse ikiniz birlikte, gerekirse ayrı.
  • Kliniğe birlikte gitmeyi adet yapın. Bilgi paylaşımı güçlenir, eşiniz yalnız hissetmez.
  • Kendi sağlığınızı ihmal etmeyin. Sigara, alkol, uyku, beslenme — sperm kalitesi gerçekten etkileniyor.
  • IVF yolculuğu bir maraton, takımsız bitmez. Siz takımın ayrılmaz bir parçasısınız.

Bir gün bu hikayeyi oğluma anlatacağım. Ama şimdi, onu bu dünyaya getiren o iki yılın hikayesini paylaşıyorum.

Kişisel deneyim

Bu yazı hasta deneyimidir; tedavi süreçleri, başarı oranları ve protokoller kişiden kişiye farklılık gösterir. Kişisel değerlendirme için bir sağlık uzmanına danışın.

Sorunuz mu var?

Siz de kendi durumunuzu sorun.

Editöryal kurul, kişisel sorularınızı 12 saat içinde ücretsiz yanıtlar.

Formu aç

GynoLife IVF International

Şimdi çevrimiçi

GynoLife IVF International

Merhaba! 👋 Tüp bebek süreci, maliyet ve tedavi seçenekleri hakkında sorularınızı hemen yanıtlayabiliriz.

şimdi ✓✓
Sohbete başla

Partner klinik · KVKK kapsamında yalnızca talebiniz için kullanılır