Otuz bir yaşındayken bir kariyer kadınıydım. Yurt dışında iki yıllık bir masterlık yapıyordum ve hayat partnerim hâlâ hayatıma girmemişti. Bir iş arkadaşım yumurta dondurma sürecine girmişti ve bana anlattıklarıyla çok etkilendim. O sıralarda bir genetik uzmanı kuzenim beni aradı ve şunu söyledi: "Otuz beşten sonra yumurta kalitesi hızla düşer. Planlı gebelik düşünmüyorsan şimdi dondur, sen sana bir sigorta verirsin."
Ben de bir jinekolog randevusu aldım, AMH 3.8'di, antral folikül sayısı otuza yakındı. Doktor "senin tablon ideal, şimdi en iyi zaman" dedi. Kıbrıs'ta bir merkezde tek bir siklus yaptım. On bir gün stimülasyon, toplam yirmi sekiz folikül, OPU'da yirmi yedi yumurta toplandı ve yirmi dördü olgundu. Vitrifikasyon yöntemiyle hepsi donduruldu. Yıllık saklama ücretini ödedim ve hayatıma döndüm.
Sonraki on yıl çok şey yaşandı. Doktoraya başladım, iki kez iş değiştirdim, üç farklı ülkede çalıştım. Otuz sekiz yaşımda eşimle tanıştım, otuz dokuz yaşımda evlendik. Bir yıl doğal yolla denedik ama olmadı. AMH değerim o sırada 0.3'e inmişti, siklusum düzensizleşmişti. Menopoz yakındı. O an donmuş yumurtaların hayatımı nasıl kurtardığını anladım.
Kırk bir yaşımda Kıbrıs'a geri döndüm. Yirmi dört yumurtanın çözülmesine karar verdik ama bir riski vardı: her yumurtanın sağ çıkması garanti değildi. Vitrifikasyon oldukça iyi sonuç verir ama bazen birkaç yumurta kaybolabilir. On iki yumurtayla başladık, on biri sağ çıktı, dokuzu fertilize oldu ICSI ile. Beşi blastosit aşamasına geldi. PGT-A yaptırdık çünkü yumurtalar otuz bir yaşıma aitti ama yine de emin olmak istedik. Üç embriyo öploid çıktı, ikisi anöploidi.
İlk donmuş embriyo transferinde beta negatif geldi. İkinci transferde beta 190 olarak geldi. Şu anda yirmi dokuz haftalık hamileyim. Yolculukta kalan iki öploid embriyomla ileride ikinci bir çocuk planımız da var.
Yumurta dondurma bir sigorta, bir garanti değil. Bunu herkes bilsin. Her yumurta canlı bir bebeğe dönüşmez. Ama bana eski yumurtalarımla gebe kalma ihtimali vermeseydi, bugün anne olma şansım çok zor olacaktı. Kariyer hayatındaki kadınlara, hayat partneri henüz belli olmayanlara, sağlık nedeniyle gebeliği erteleyenlere hep aynı şeyi söylüyorum: otuzlu yaşların başında düşünün. Kendinize gelecek için bir pencere açın.
İstatistikler konusunda şeffaf olayım: 35 yaşın altında dondurulmuş 20 yumurtayla canlı doğum şansı yaklaşık %60-70 arası raporlanıyor. Yani %30 da başaramama riski var. Yaş ilerledikçe bu oran düşer. Donmuş yumurtalar yaşlanmaz ama siz yaşlanırsınız; rahim fonksiyonu ve genel sağlığınız önemli. Ben şanslıydım ki rahim yapım sağlıklıydı ve gebelik taşıyabildim. Bazı kadınlar yumurta dondurmuş olsa da başka bir sorun (endometriyoma, myomlar, adenomyoz) sonradan çıkabilir.
Maliyet tarafında on yıl önce yumurta dondurma işlemi yaklaşık 30 bin lira tuttu, yıllık saklama ücreti 3 bin liraydı. On yıl boyunca yaklaşık 60 bin lira daha ödedim. Son çözme, ICSI, PGT-A, transfer dahil toplamda yaklaşık 220 bin liraya ulaştı tüm sürecin toplam maliyeti. Bu ciddi bir rakam ama benim için her kuruşu değerliydi. Bazı şirketler artık çalışanlarına yumurta dondurma yardımı teklif ediyor, özellikle teknoloji firmalarında. Bu destekleri araştırın.
Yasal uyarı: ülkeden ülkeye yumurta dondurma saklama süresi değişiyor. Türkiye'de yaklaşık 5 yıl (belli koşullarda uzatılabilir), KKTC'de daha uzun saklayabiliyorsunuz. Evlilik durumu, partner değişikliği gibi durumlar kullanım haklarını etkileyebilir. Yasal danışmanlık almak önemli.