Akupunkturla tanışmam tamamen tesadüftü. İki başarısız siklusumdan sonra moralim çok bozuktu. Doktorumla bir kontrol randevusunda 'Bedenim sanki transferi reddediyor,' dedim. Doktorum durakladı, sonra 'Bazı çalışmalar akupunkturun rahim kan akışını ve stres düzeyini iyileştirebileceğini gösteriyor. Çok kanıtsal değil ama denemeye değer olabilir,' dedi. Bana bir akupunkturcu önerdi.
Doğrusu skeptiktim. İğneler geleneksel Çin tıbbı, modern bilimle uyumlu mu? Eşim de aynı görüşteydi. 'Plasebo etkisi olabilir, neden olmasın,' dedi. Ama bir umut için ne yapmazdım ki? Randevu aldım.
Akupunkturcu kırk yaşlarında bir kadındı, hem tıp doktoru hem de geleneksel Çin tıbbı uzmanıydı. Bu beni rahatlattı çünkü bilimsel arka planı vardı. İlk seansta benimle bir saat konuştu. Sadece tüp bebek konusunu değil; uykumu, sindirimimi, regli düzenimi, hatta öfke patlamalarımı bile sordu. 'Çin tıbbına göre vücudunuzdaki Qi dolaşımı ile fertilite bağlantılı,' dedi. Bu cümleyi duyduğumda zihnim biraz kapandı, ama sonra ekledi: 'Modern terimlerle söylersem, kronik stresiniz HPA aksını etkiliyor, bu da hormonel dengeyi bozuyor. Akupunktur burada yardımcı olabilir.' Bu cümle benim için bir köprüydü.
İlk iğnelerden korktum. Aslında ince saç kadarlar, neredeyse hiç hissedilmiyor. Yarım saat boyunca alacakaranlık bir odada uzandım, hafif bir müzik çalıyordu. İlk seansın sonunda derin uyumuştum. Bir mola değil, gerçek bir uyku. Aylardır uyku problemi yaşıyordum, o gece eve geldiğimde gece on bir gibi yattım, sabah yedide kalktım. On iki saat. Eşim 'Bu kadar derin uyuduğunu son bir yıldır görmedim,' dedi.
Haftada iki kez gittim. Her seansta benzer bir şey yaşadım. Stresim azaldı, daha iyi uyudum, sindirimim düzeldi. Üç ay süren bir hazırlık dönemine girdik. Akupunkturcu transfer öncesi haftalarda farklı noktalara odaklandı. Karın bölgesi, alt sırt, ayaklar. Transfer günü sabahı bana bir 'pre-transfer' seansı yaptı. Transfer sonrası iki saat içinde bir 'post-transfer' seansı daha. Bu protokol bazı çalışmalarda gebelik oranını arttırdığı için yapılıyormuş.
Üçüncü transferimde donmuş bir embriyom transfer edildi. Akupunktur protokolünün yanında doktorumun verdiği immünolojik destek vardı. Kanımca her ikisi de katkıda bulundu. Beta sonucum 196 ile pozitif çıktı. Şu an gebeliğimin yirmi ikinci haftasındayım, bebeğimin cinsiyeti kız olduğunu öğrendim.
Akupunkturun etkisi konusunda şunu söyleyebilirim: Akupunktur tek başına bir mucize değil. Ama destekleyici bir araç olarak benim için işe yaradı. En çok faydası gördüğüm yan stresimin azalması, uykumun düzelmesi, vücuduma daha çok güvenmem oldu. Bu psikolojik durumun siklusumun sonucuna etki ettiğine inanıyorum, çünkü daha az endişeli, daha az gergin bir bedenim oldu.
Ama akupunkturu denemek isteyenlere bazı uyarılarım var. Birincisi, tıp doktoru olan ve fertilite konusunda eğitimli bir akupunkturcu seçin. Yan sokakta gördüğünüz birinden değil, doktorunuzdan ya da güvenilir bir kaynaktan referans alın. İkincisi, akupunkturun bütün sorunları çözeceğini düşünmeyin. Tıbbi bir altta yatan sorun varsa (endometriozis, polip, immünolojik sorun), önce onu çözmek gerekiyor. Akupunktur ona yardımcı olur ama yerini almaz.
Üçüncüsü, en az üç ay düzenli devam edin. Bir iki seansla mucize beklemeyin. Vücudun toparlanması zaman alır. Dördüncüsü, bütçenizi planlayın. Akupunktur seansları ucuz değildir, üç ay düzenli gitmek ciddi bir maliyet. Beşincisi, tıp doktorunuzu bilgilendirin. Aldığınız desteğin tüp bebek tedavinizle çelişip çelişmediğini doktorunuzla tartışın.
Kısacası, akupunktur benim için faydalı oldu ama ana tedavi değildi. Yardımcı bir el. Bedeninize güvenmenin yeniden öğretildiği bir alan. Stresinizi indirebileceğiniz bir bahane. Eğer benim gibi tekrarlayan başarısızlıklar yaşıyorsanız ve doktorunuzun da yaklaşımı uygunsa, denenebilir bir yoldur.