Adetlerim yıllarca işkenceydi. İlk gün ve ikinci gün yataktan kalkamıyor, ağrı kesiciyle uyuşuyor, iş günlerimi kaçırıyordum. Kanamam çok yoğundu, saatte bir ped değiştiriyordum. Birçok doktor 'böyle işte, kadınlık, endometriozis olabilir ama ameliyat şart değil' dedi. Yirmili yaşlarımda bir doktor sadece ağrı kesici reçete etmişti. Otuzlarımın başında başka bir jinekolog 'hormonal tedavi denersin, olmazsa kabullenirsin' demişti. Bu cümleler artık kulağımda çınlıyor. 37 yaşımda yeni bir jinekoloğa gittim; uzun bir anamnez aldı, fizik muayenede uterusum elle hissedilecek kadar büyüktü ve transvajinal ultrasonda diffüz adenomiyoz tanısı kondu. Miyometrium heterojen, kalınlaşmış, junctional zone 12 mm'nin üstündeydi. MR ile doğrulandı. Uterusum 14 haftalık gebelik büyüklüğündeydi. Aynı zamanda iki yıldır da çocuk sahibi olamıyorduk ve başka bir merkezde başarısız bir siklus deneyimim vardı; embriyo tutunmamıştı.
Doktorum 'adenomiyozda tüp bebek başarısı düşebilir ama ön tedavi ile iyileştirilebilir' dedi. Literatürü birlikte inceledik. Uzun GnRH agonist supresyonu öncesi yapılan IVF çalışmalarında implantasyon oranlarının iyileştiğini gösteren veriler vardı. Önce üç ay GnRH agonist (aylık depo iğne) ile uzun supresyon planlandı. Bu süre menopoza benzer semptomlar getirdi; sıcak basmaları, gece terlemesi, uyku bozukluğu, ruh hali dalgalanmaları, vajinal kuruluk. Kemik yoğunluğu açısından 'add-back therapy' olarak tibolon eklendi. Ama adet ağrılarım bittiği için paradoksal bir rahatlama da yaşadım; adetim olmadığı her gün bir lütuftu. Üç ay sonra MR'da uterus boyutu 10 haftalık büyüklüğüne inmiş, miyometrium kalınlığı azalmıştı.
Supresyonun ardından ultralong protokol ile IVF başladık. GnRH agonist devam etti, üst üste gonadotropin eklendi. Stimülasyon 11 gün sürdü, östradiolüm 2.100 düzeyinde zirve yaptı. On iki yumurta toplandı, sekizi olgun, altısı döllendi, üç blastosist elde edildi. Doktor taze transfer önermedi; endometriumun adenomiyoz etkisinden tam kurtulması için freeze-all yapıldı. İki ay daha GnRH agonist devam etti; toplamda beş ay süpresyon aldım. Bu süre zor geçti ama bir amaç uğruna olduğu için dayanılırdı.
Transfer siklusunda endometriumun hazırlanması zorlu oldu. Adenomiyotik uterusta endometrium kalınlaşması daha yavaş olabiliyor. Östradiol dozu artırıldı, 8 mg'a çıkarıldı ve nihayetinde endometrium 8,2 mm'ye çıktı, triplet görünümü vardı. Progesteron dört gün boyunca alındıktan sonra tek blastosist transfer edildi. Progesteron hem intramusküler (100 mg günlük) hem vajinal (400 mg iki kez) olarak verildi, çünkü adenomiyozda progesteron emilimi tartışmalı ve bazı çalışmalar çift yollu desteği öneriyor. Transfer sabahı endişem yüksekti çünkü önceki başarısızlığım aklımdaydı; ama bu sefer hem uterusum değişmiş hem plan farklıydı.
Beta hCG 94 geldi, ikincisi 210, üçüncüsü 456. İkiye katlanma düzgün. Gebeliğim boyunca adenomiyozun erken doğum, plasental bozukluklar, fetal büyüme geriliği ve intrauterin kan akışı sorunlarına yol açabileceği bilindiği için sıkı takip edildim. İlk trimesterde kanamalar yaşadım, iki kez acile gittim; subchorionic hematoma tespit edildi, 48-72 saat yatak istirahati verildi, kanama geriledi. İkinci trimester daha rahat geçti. 20. haftada detaylı anomali taraması temiz, 24. haftada gestasyonel diyabet taraması normal, 28. haftada doppler ölçümleri normal. 34. haftada hafif büyüme geriliği başladı, bebek %20 persentile düştü ama kritik değerde değildi. 36. haftada plasenta pozisyonu ve uterusun yapısı nedeniyle sezaryen planlandı; normal doğumda uterusun yırtılma riski adenomiyotik uterusta bir miktar yüksek sayılabilirdi. 37. haftada oğlum 2.780 gram olarak dünyaya geldi. Sezaryen sırasında doktor uterusumun yapısını görünce 'doğru karardı, kalınlaşmış çok belirgin' demişti.
Lohusalıkta uterus involüsyonu yavaş oldu. Adet düzenim iki ay sonra geri geldi ama eskisi kadar şiddetli değildi, belki gebelik ve laktasyon döneminin pozitif etkisi oldu. Emzirme sürecinde GnRH agonist kesildi, adet yokken ağrısız dönemi uzatmaya çalıştım.
Adenomiyoz konusu Türkiye'de hâlâ yeterince bilinmiyor. Ağrılı adetleri olan kadınlara 'normal' demek yerine araştırmak gerekiyor. Transvajinal ultrason ve gerekirse MR, tanı için yeterli bilgi verebilir. Benim için uzun GnRH supresyonu + freeze-all + çift yollu progesteron desteği stratejisi başarıyı getirdi. Her vaka farklı ama tanı koymak ilk ve en önemli adım. Benim tanım geç konmuştu, yirmi yıl acı çekmiştim; tanı koyulduktan sonra yıllardır aradığım cevaplar ve çözüm yolu önümdeydi. Aynı semptomları yaşayan genç kadınlara söylemek istiyorum: ısrarla araştırın, ikinci görüş almaktan çekinmeyin, 'kadınlık böyle' cümlesine inanmayın.